ALİ BÜLENT DİLEK
ÜSTAD KİMDİR
GENÇLİĞE HİTABE
ASRA ANDOLSUN
İSTİKLAL MARŞI
VEDA HUTBESİ
kainat ve kuran
FATİHA
ÖNCELİKLERİMİZ
ARŞİV 1
KARDEŞ SİTELER
FAİZSİZ KREDİLEŞME
KURAN'I ANLAMAK
haber sizsiniz
ehl i sünnet
AHŞAPEVLER
GELECEKDÜNYA
Ziyaretşi defteri
İletişim
Sayaç
 

ÖNCELİKLERİMİZ


ÖNCELİKLERİN TESBİTİ

 

Toplum halinde yaşama durumunda olan bizlerin dışımızdakilerle birliktelik sağlayarak hayatımızı devam ettirebilmemiz için ortak önceliklerimizin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu öncelikleri belirlemede, toplumu oluşturan bireylerin bireysel ihtiyaçları  doğal olarak belirleyici rol oynamaktadır.

Bireysel ihtiyaçlar nelerdir? Her konuda olduğu gibi bu konuda da asıl delil olan Kur’anıkerim’e baktığımızda Hac suresi 40. ayette “Onlar ki, sırf Rabb’imiz Allah’tır dediler diye haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını diğeriyle savması olmasaydı, ilmî kurumlar (savâmi’), iktisadî kurumlar (biye’), Siyasî-ictimaî kurumlar (salavât) ve içinde Allah’ın anıldığı ahlâkî kurumlar (mesâcid) yıkılıp giderdi...” buyrulmaktadır. Adı geçen surenin 41. ayetinde de “Onlar şayet tarafımızdan arzda bir imkana kavuşturulacak olurlarsa namazlarını kılarlar (Siyasî-ictimaî), zekatlarını verirler (iktisadî), belli olanları işlerler (ilmî) ve belirsiz olanlardan uzak dururlar (ahlâkî). Allah’ındır işlerin sonucu.” buyurularak,  birini diğerine tercih edemeyeceğimiz şekilde, bireysel ihtiyaçların odaklaştığı ve insanı diğer varlıklardan ayıran özelliklerinin, yani His, Fikir, İrade ve Ünsiyet’in kurumlarını adil bir şekilde oluşturmanın gereğini vurgulayarak öncelikler konusunda dikkatimizi çekmektedir.

Bunlardan ‘birini terk, hatta diğerine tercih edemeyeceğimiz’ şeklinde anlamak mecburiyetinde kaldığımız bu ifadeler, abdest  ayetin (Mâide 6)’de olduğu ve metot açısından delil olan sünnet uygulamasının da pekiştirdiği gibi, bu ayette de kavramların birbirine ‘vav’ harfi ile bağlanmasından kaynaklanmaktadır. Kaldı ki, Sayın bilge hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da önemle ve öncelikle vurguladığı “siyaset mühim bir şeydir” sözü büyük tecrübeler sonucunda salim aklın söylettiği bir ifade olmasına karşılık, yukarıda verilen Hacc 41. ayetinde de birinci sırada yerini almaktadır. Her iki ayette iktisat ve ahlak yer değiştirmeksizin ikinci ve dördüncü sırada yer alırken, insanlar bir topluluğu oluşturmaya karar verdiklerinde öncelikle siyaset, yani yönetimi halletmeleri gereğinden hareketle yola çıkmalarını, beraberinde iktisat, ilim ve ahlak konularını da eş değerde götürmelerini anlatmaktadır. Toplum, kurumları ile oluşup işlemeye başladığı zamanda sürdürülebilirliliğini sağlamak maksadıyla  her şeyin ilmi olmasına işaretle Hacc 40. ayetinde ilim öne geçirilerek iktisat, siyaset ve ahlak kurumlarının birbirlerine baskı kurmadan, barış içerisinde -ki İslâm kelimesinin anlamı budur,- dördünün birlikte alanlarındaki sorunlara ilmî çözümler üretmesini önermektedir. Böylece Adil Düzen’e giden yol haritasının öncelikleri ortaya çıkmış olmaktadır. Geriye, bunun gerçekleşmesini arzu edenlerin bir araya gelerek bu kurumları hemen oluşturmanın kararını vererek dayanışma içerisinde -ki iman kelimesinin anlamı budur-  sonuca götürmeleridir.  

Anılan konular, alanlarında uzmanlaşmış düşünür ve  bilim adamlarının hazırlayacak oldukları program ve ekiplerle ortaya koyacakları çalışmalar tartışmaya sunularak, diğer konularla eklektikliği sağlanmalıdır. Böylece zaman ve imkanlar israf edilmeksizin faydaya yönelik ilim yapılmış olacaktır. Aslında bir medeniyet projesi olan bu çalışmaların sonucunda toplumda yatay ve dikey olarak bir genişleme ve gelişme kaçınılmaz olarak sağlanmış olacaktır.

            İnsanın bin yıllık medeniyet sürecinin tarihlendiği zaman dilimleri Hz. İsa (as)’nin doğumu olarak alınmaktadır ki buna “…onu ve oğlunu alemlere ayet kıldık.” (Kur’an 21/91) ile “Meryem’in oğlunu ve annesini ayet kıldık…” (Kur’an 23/50) ayetlerinde işaret edilmektedir. Bir başka ayetlerin işareti ile de “Nuh’u kavmine gönderdik, aralarında elli sene eksiği ile bin yıl kaldı”  (Kur’an 29/14) ayeti ile Hak medeniyetinin, “o müşriklerden her biri kendisine bin yıl ömür verilmesini ister.” (Kur’an 2/96) ayeti ile de Kuvvet medeniyetinin  ömürlerinin bin yıl olduğu belirtilmektedir. Tarihe baktığımızda bunları açıklayarak pekiştiren olgular görmekteyiz. Hak ve Kuvvet medeniyetlerinin birbirlerini takip etmede, biri beş yüz yaşlarında iken diğeri filizlenerek beş yüz yıllık girintilerle bir grafik çizmektedirler. Kuvvet medeniyeti MS 1-1000 arsında cereyan ederken 600’lü yılların sonlarında gelen Hz. Muhammed (sav) Hak medeniyetin tohumlarını atmıştır. 1000-2000 arasında Hak medeniyeti hayatiyetini sürdürürken  1453’te İstanbul’un fethi ile zirvesini tamamlamış ve yıkılışa geçmiştir. Bu tarihlerde filizlenen Kuvvete dayalı Batı medeniyeti 2500 yılına kadar hakimiyetini sürdürecektir. Yalnız 500 yılını doldurduğundan yıkılışa geçmiştir. Şu anda III. bin yılın medeniyeti filizlenmektedir. 2000-3000 yılları arasında etkin olacak ve bin yıl hükmünü sürdürecektir.

İşte bunun kurulması ve çalışması için bütün düşüncelerimizi ve imkanlarımızı inananlar olarak seferber etmek mecburiyetindeyiz. Gelin birlikte olalım. Sizde benzer proje oluşturun tartışalım. ‘Yaptıklarınız boş kuruntulardır’ demenizin, yaşadığımız gerçekler karşısında değerini kendiniz ölçünüz. 

 

 

 

İNSANIN MEDENİYET SERÜVENİ

İnsan        

=

His            +

Fikir           +

İrade       +

Ünsiyet

 

Soru

NE?

NASIL?

NE İLE?

KİM İÇİN?

Denge

 

İyi-Kötü

Doğru-Yanlış

Fayda-Zarar

Adalet-Zulüm

Dışa vurum

 

Sanat

Dil

Teknik

Hukuk

 

 

 

 

 

 

Toplum

=

DİN          +

İLİM          +

İKTİSAT +

İDARE

 

Görev

Tezkiye

Teşri

İcra

Kaza

Yani

 

Arındırma

Kanun Yapma

Uygulama

Belirleme-Pay.

 

ÇÖZÜM

Laik(rahe)lik

İçtihat

Faizsiz Kredi

Aile

Yani

 

İnançta olsun düzende olsun hiç kimse tarafından asla baskı yok.

1. Kendi Kurallarını kendin koy, AMA UY.

2. İstediğinle istediğin sözleşmeyi yap, AMA UY.

3. Toplumda istediğini başkan seç, AMA EMİRLERİNE UY.

4. İstediğini kendine hakem seç, AMA KARARINA UY.

Karz-I Hasen müessesesi. Karşılıksız yani faizsiz kredileşme

Nikah akdı ile, aslında yasak olan cinsi ilişkinin taraflar arasında normal hale getirilerek tarafların dışındakilerle yasaklığın devam etmesi.  Boşanma, mehir tazminatıyla serbest.

İşlevi

 

Ülkeyi yaşanır hale gtirir.

Ülkeyi ölçülendirir.

Ülkeyi çalışır hale getirir. (Çarkları yağlar.)

Ülkeyi güvenli kılar.

 

 

HAKİMİYET

MÜLKİYET

HASILA

=

UMRAN / MEDENİYET

                                                                                                         

slm

özellikle tabloda olan kısımların anlatılması ve açıklanması gerekir. ortama uyarlanabilir.

Allah'a emanet olunuz.

 

Dr. Hasan Özket

29/06/20007

10-11 Temmuz2002

ESAM Öncelikler Toplantısı Nedeniyle

Dr. Hasan Özket

İstanbul Akevler Ekibinden

www.adilduzen.com

wYeni sayfanın içeriği
Bugün 7481 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=